Kurultay Mevsimi

Print Friendly, PDF & Email

Tanım

Kurultay (-büyük- kongre) bu yazının konu mantığına uygun tanımıyla, bir kuruluşun, gündemindeki sorunları, temel konuları konuşmak ve yeni kurullar seçmek üzere belli sürelerle veya gerektikçe yaptığı genel toplantı olarak ifade edilebilir (TDK). Kurultaylar belirli dönemlerde olağan şekilde veya belirsiz bir dönemde olağanüstü toplanabilir. Olağanüstü kurultay kararının alınması için belirli şartlar söz konusudur ve bu şartlar önceden ilan edilmek durumundadır.

Kurultaylar sonrasında bir karar alınır ve kurultayda kararı, oy veren delegeler belirler.

Siyasi Partilerde Kurultay

Siyasi partilerde kurultay, parti tüzüklerinde belirlenen şartlarda olağan veya olağanüstü toplanır. Kurultayın toplanması çoğunlukla tüzüğün değiştirilmesi, parti kurullarının yeniden belirlenmesi amacıyla gerçekleşir. Kurultaylar, Parti Genel Başkanlarının değiştirilmesine yönelik de toplanabilir. Peki, kurultayların olağanüstü durumlarda toplanmasının sebepleri nelerdir, şimdi bunları sıralayalım (hemen belirtmek gerekir ki bu sebepler partiden partiye değişmektedir. Ben burada genel sebepleri sıralayacağım):

  1. Parti Genel Başkanının kurultay çağrısı
  2. Parti meclislerinin kararı veya belirli bir sayıda kurultay delegesinin imzalı beyanı
  3. Parti Genel Başkanının vefatı
  4. Partinin kendi kendisini feshi

Yukarıda belirtmiş olduğum ilk iki madde, ülke gündeminin acil görüşülmesi gereken bir konuyu içermesi, partinin genel başarısızlığı, parti genel başkanının değiştirilmesine yönelik genel kanı, parti genel başkanının ekibini değiştirmek istemesi gibi sebeplerle ortaya çıkabilir.

Kurultay Mevsimi

24 Haziran 2018 seçimlerinin (Cumhurbaşkanı Seçimi ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi) sonuçlarının yarattığı hava, muhalif partilerin kurultay söylemlerini daha sesli dillendirmelerini sağlamış görünüyor.

CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce’nin partisinden daha yüksek bir oy oranı yakalaması, Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisinin kronikleşen oy oranını yukarılara taşıyamaması ve yaklaşan yerel seçimler olağan kurultayın öne çekerek olağanüstü kurultay sürecini karşımıza çıkartacak gibi görünüyor. Delegelerin (seçimli -Olağanüstü-) kurultay isteği noter kanalıyla partiye iletiliyor. Yazının yazıldığı an itibariyle kurultay toplanması için yeterli sayıda imzanın toplandığı haber bültenlerinde yer alıyor. Gerçi yeterli sayıda imza toplanmasa dahi yaşanan bu kaos bir kurultay yapılmasını zorunlu hale getirmiş durumda gözüküyor.

İyi Parti’nin yakaladığı seçim sonuçlarına rağmen Genel Başkanın kendisini yalnız hissetmesi, bu sonuçlarının bazı kesimlerce yeterli görülmemesi ve ön planda yer alan vekil adaylarının vekil seçilememiş olaması Genel Başkanca olağanüstü bir kurultay kararı alınmasını sağladı. Hatta Genel Başkan Meral Akşener aldığı kurultay kararı sonrası aday olmayacağını açıkladı. Partinin tabanı Genel Başkanı an itibariyle kararından vazgeçirmeye çalışıyor olsa da Meral Akşener kararının kesin olduğunu aşağıdaki tweeti ile duyurdu. Aday belli olmasa da kurultayın yapılacağı artık kesinleşmiş durumda.

(Bunun yanında Atatürkçü Düşünce Derneği de (ADD) bugün ve yarın (28-29 Temmuz) olağan kongresini gerçekleştirecek. 30-31 Mayıs’da çoğunluğun sağlanamaması sebebiyle çoğunluk aranmaksızın gerçekleştirilecek kongrede mevcut Genel Başkan Tansel Çölaşan ve aday Süheyl Batum yarışacaklar. Bu güzide derneğin Genel Merkez Gençlik Kollarında yöneticilik yapmış bir ferdi olarak sonucu merakla bekliyorum. Temennim ise, ülkeyi gençliğe emanet etmiş bir liderin düşüncesini savunan bu dernekten gençlerin kovulmama iradesini gösterecek bir adayın kazanmasıdır. Sayın Çölaşan, söz konusu kovmayı bizzat yönetmişti ve o dönem Genel Merkez Geçlik Kollarının tamamının istifası ile sonuçlanacak bir karara imza atmıştı. Örgüt tarihinde ilk olan bu olay başka bir yazının konusu olduğu için burada son veriyorum.)

Şimdi yukarıda bahsi geçen iki siyasi partinin kurultay süreçlerine daha yakından bakalım.

CHP’nin Kurultay Süreci

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 24 Haziran 2018’de yapılan Cumhurbaşkanı Seçimi ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçiminde Cumhurbaşkanı adayı olarak parti içerisinden Muharrem İnce’yi aday göstermiş ve Muharrem İnce gösterdiği seçim öncesi süreçteki performansıyla %30,64 oranında oy almıştır. Bu oy oranı 15.340.321 oya tekabül etmektedir.

CHP ise, milletvekili genel seçimlerinde %22,65 oy oranı yakalayarak toplamda 11.354.190 oy almış ve ana muhalefet görevini üstlenmiştir.

CHP’nin ve Muharrem İnce’nin aldığı bu oy oranı seçmenlerini hiçbir şekilde tatmin etmemiştir. CHP’nin aldığı oyun kronik olarak 20-25 bandına sıkışması ve mevcut genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun katıldığı tüm seçimlerde ana muhalefet görevini üstlenmesi tepkilerin gelmesine neden olmuştur. Bunun yanında Muharrem ince’nin partisi CHP’den yaklaşık 4 milyon fazla oy alması da Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun sorgulanmasını da beraberinde getirmiştir.

Muharrem İnce ise Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecindeki halkı arkasına alan performansını seçim gecesi açıklanan sonuçlara sessiz kalmasıyla hayal kırıklığına uğratmış; gazeteci İsmail Küçükkaya ile girdiği diyalog ile de gereksiz bir tartışmanın fitilini ateşlemiştir.

Muharrem İnce bununla birlikte evveliyatında iki kez aday olarak kaybettiği CHP Genel Başkanlık yarışının insanların aklına gelmesini sağlayacak şekilde Kılıçdaroğlu ile yediği yemek sonrası yaptığı açıklamalarla Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı bırakması yönünde tavsiyelerde bulunduğunu belirterek CHP’de değişim sürecinin başlamasına yönelik ifadeler ortaya koymuştur; ancak Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde kaybedersem Kılıçdaoğlu’nun karşısına çıkmam iddiası kendisinin aday olmasını, Kılıçdaroğlu’nun istifasına bağlı kılmış gözükmektedir. Bu durum Kılıçdaroğlu’nun istifa etmemesi veya tekrar aday olması durumunda karşısına sürpriz bir aday çıkma olasılığını da beraberinde getirmiştir.

Kanımca, Kılıçdaroğlu’nun aday olması durumunda, toplanan tüm imzalara karşın Muharrem İnce’nin, “Kılıçdaroğlu’nun karşısına çıkmam” söylemi sonrası Kılıçdaroğlu’nun yeni ekibiyle tekrar genel başkan seçileceği yönündedir. Parti, yerel seçimler arifesinde Muharrem İnce dışında yeni bir lider riskini almayacaktır. Kılıçdaroğlu, olağanüstü kurultayda aday olmaz ise (ki pek olası gözükmüyor) Muharrem İnce, Genel Başkan unvanıyla partilileri kesin olarak selamlayacaktır. Kılıçdaroğlu’nun aday olması durumunda aday olmayacağını birçok kez ifade etmiş olsa da Muharrem İnce’nin bu tavrını değiştirme olasılığını da her an için kartlarımızda hazır tutmanın faydalı olacağını da belirtmeliyim; çünkü ifade ettiğim gibi İnce dışında bir adayın Kılıçdaroğlu karşısında kazanma şansı yok. İnce ve Kılıçdaroğlu yarışında da Kılıçdaroğlu’nun yine bir adım önde gördüğümü itiraf edeyim.

İyi Parti’de Kurultay Süreci

24 Haziran 2018’de yapılan Cumhurbaşkanı Seçimi ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçiminde İyi Parti’nin Cumhurbaşkanı adayı, Genel Başkan Meral Akşener olmuş ve kendisi %7.29 oy oranıyla toplamda 3.649.030 oy almıştır. İyi Parti ise seçimlerden %9.96 oy oranı ile toplamda 4.993.479 oy alarak yüzde 10 barajını aşamamış, içinde bulunduğu Millet İttifakı sayesinde mecliste sandalye kapabilmiştir.

Seçim sonuçları irdelenip, durum CHP ile karşılaştırıldığında birbirine zıt iki durum olduğu görülmektedir. Kısaca belirtirsek, CHP’de Cumhurbaşkanı adayı partisinden daha fazla oy almışken, İyi Parti’de Cumhurbaşkanı adayı partisinden daha az oy almıştır; ancak İyi Parti’de aday Genel Başkanın bizzat kendisi olduğundan olay Genel Başkanın başarısızlığı yerine farklı bir eksen etrafında seyretmiş, CHP’de olduğu gibi Genel Başkan’ın partinin Cumhurbaşkanı adayı tarafından sorgulanması durumu gerçekleşmemiştir.

Meral Akşener, alınan oy oranıyla, hem Cumhurbaşkanlığı yarışında hem de milletvekili sayısı bakımından “öteki” olarak adlandırılan HDP ve HDP adayı Selahattin Demirtaş’tan daha az oy almıştır. Bunun yanında MHP’den ayrılan ekip olarak nitelendirilip bu partiden de az oy almaları parti içinde sorgulanan konulardan bir diğeridir. Tüm bunlara örgüt içerisinde yer alan bazı kişilerin milletvekilliği sırasını beğenmemesi ve adaylıktan istifaları (Gençlik Kolları Başkanı dahil), parti içinde önde yer alan kurucular kurulundaki kişilerin seçilememeleri ve en çok eleştirilen taraf olan Erdoğan’ın başarıya ulaşması Meral Akşener üzerinde baskı oluşturmuş, kendisi de değişimin gerekliliğine inanarak partiyi olağanüstü kurultay sürecine sokmuştur. Yukarıda da belirttiğim gibi Akşener aday olmayacağını açıklayarak öncelikle partisinde sonrasında ise toplumda şok etkisi yaratmıştır. Bu yazının yazıldığı anda da partililer Akşener’i görüşünden vazgeçirmeye çalışsalar da an itibariyle başarılı olamamışlardır.

Değerlendirmem ve Sonuç

24 Haziran 2018’de yapılan Cumhurbaşkanı Seçimi ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi, Cumhur İttifakının istediğini elde etmesiyle sonuçlanmış, Millet İttifakı bu sonucun etkisiyle kendi içerisinde -olağanüstü- kurultay süreçlerinin yaşanması gerçeğiyle karşı karşıya kalmıştır.

İlgili seçimin verilerinin, tam anlamıyla irdelenmesinden evvel kol kola görünen parti içi hiziplerin dayanışma süsü anında çöküvermiş, kurulan ittifakların içerisinde bulunan partiler özeleştiri yapmak yerine öncesinde suçu birbirine atma refleksine bürünmüşlerdir. Muharrem İnce, seçim sürecinde kendisini aday gösteren Kemal Kılıçdaroğlu’na şükranlarını sunarken seçim gecesi ortadan kaybolmuş, ertesi gün kameraların karşısına geçtiğinde yine seçimden sonra birkaç gün ortalarda görünmeyen Kılıçdaoğlu’nu değiştirmenin planlarını kurgulamıştır. Kılıçdaroğlu milletvekili adayı göstermediği kişilerin değişim talebiyle karşı karşıya kalmış, aday ol(a)mayanlar yenilgiyi terse çevirmek için kurultaylara bel bağlamışlardır.

Kurultaylar, parti içi demokrasinin olmadığı yapılarda değişim isteyenlerin mezarlığına dönüşmüşken, koltuğa oturanların koltuğunu kaybetmeme, oturamayanların ise hırsına kurban gitme refleksine büründükleri tarihin kara sayfalarına ne yazık ki yazılmıştır. (Bu tarzda demokrasiye benzer yapıları “Demokrasimsilik” adlı yazımda açıklamaya çalışmıştım. Burayı tıklayarak  veya aşağıdaki görseli tıklayarak o yazıma erişebilirsiniz)

Demokrasimsilik

Muharrem İnce, mevcut Genel Başkan Kılıçdaroğlu karşısına aday olmayacağını deklare ettikten sonra aşağıdaki tweeti atarak resmen olağanüstü kurultay öncesi Kılıçdaroğlu’nu istifaya ve aday olmamaya davet etmiş veya daha önce deklare ettiği “karşısına çıkmam” sözünü artık pek de umursamadığını akıllara getirmiştir.

CHP’de kurultay talebinde bulunan cenah, imzalar öncesi genel başkan adayını Muharrem İnce’nin açıklamaları sebebiyle açıklayamaz duruma gelmiş, Kılıçdaroğlu kesimi ise Muharrem İnce’yi neredeyse ihanetle suçlamıştır (bakınız: Tuncay Özkan’ın açıklamaları).

Mevcut sistem, Cumhurbaşkanı adayı olan ama seçilemeyen parti Genel Başkanları Meral Akşener, Temel Karamollaoğlu (Saadet Partisi), Doğu Perinçek (Vatan Partisi), Selahattin Demirtaş (Halkların Demokratik Partisi -eski eşbaşkan-) gibi isimleri meclis dışında bırakan ucube bir yapı ortaya çıkarmış, sadece aday olmadığı için meclis içerisinde yer alan Kılıçdaroğlu’nun da milletvekili olamayan Muharrem İnce tehdidiyle karşı karşıya bırakmıştır. Muharrem İnce’nin kurultayda aday olup kazanması durumunda ana muhalefet partisi olan CHP’nin Genel Başkanı da meclis dışında yer alır konuma düşecektir. Bu durum zaten yeni sistemle gücü elinde toplamış Cumhurbaşkanını (Başkan) daha da güçlü konuma getirerek demokrasiye zarar verecek bir yapıya büründürebilme tehlikesini yaşatacaktır.

Yukarıdaki paragrafta anlatmak istediğim tehlikenin farkında olan tek kişi -umaraım ki- bu süreçte Meral Akşener görünmekte, Genel Başkanlığını meclis içerisindeki bir kişiye devretme isteğinde algılanmaktadır. Sonuç olarak kazanan tarafın kurguladığı anayasal sistem, harfiyen işlemekte, partilerin genel başkanları meclis dışında bırakılarak Başkanın daha da güçlendiği bir yapı hedeflenmektedir. Bu yapının hedeflediği sistemin mimarı olan Burhan Kuzu’nun Kılıçdaroğlu’na adaylık çağrısı yapması da bu tespitin önemli bir göstergesidir.

Parti içi kavgalarla olağanüstü kurultaya giden partiler, yine her zamanki gibi resmi doğru görememiş, koltuk sevdasıyla ülkeyi yönetme (iktidar) talebinde olmadıklarını göstermişlerdir. Her seçim, iktidarı değiştirme amacında olanların asıl amaçlarının kendi içlerindeki iktidarı elde etmek olduğu sonucu değişmedikçe her seçim halkın kalbindeki ufak bir heyecandan öteye gidemeyen bir uğraş olarak kalacaktır.

Gökhan DAĞ (gokhandag.com)

iletisim@gokhandag.com

Bir Yorum

Bir Cevap Yazın