Diktatör Ölümü

Print Friendly, PDF & Email

Diktatörün ne olduğu konusunda “kitabi şekilde” tanımsal bir arayışın içine girmek “diktatörü sınırlandırmak” gibi bir yanlışa sürüklenmemize neden olacağından en kısa yoldan diktatörü, yine sınır kavramıyla ilişkili şekilde kendi sınırlarını kaldırmaya çalışan ve kendisinden başka herkesi / her şeyi sınırlandırma gayretine giren kişi olarak zihnimize yerleştirebiliriz.

Yukarıdaki uzun cümleyi tekrar tekrar okumanız ve iliklerine kadar anlamanız gerekmiyor; çünkü bugün politikbilim ile ilgilenen, politika konuşan hemen hemen herkesin diktatör konusunda doğruya yakın bir görüşü var. Tam anlamıyla okumamış, bilmemiş olsak bile hepimiz Hitler’in, Mussolini’nin diktatör olarak nitelendirildiğini duymuşuzdur.

Bir diktatör, yaşayanın temel kuralı gereği bir gün elbet ölür. İşte bu yazı, diktatörlük çeşitleri gibi akademik, diktatörün uygulamaları gibi daha ziyade diktatörün yaşamı yerine diktatörün / diktatörlerin ölümüyle ilgileniyor.

Değindiğim gibi diktatörler er ya da geç ölürler. Kimisi yaşattığı tüm ızdıraba rağmen yattığı yerden yaşlılık sebebiyle ölürken kimisi de savaş esnasında, halk linci ile, dış ülke etkileriyle, ayaklanmalarla, idamla vb. sebeple ölür, öldürülür. Yakın dönem diktatörleri genelde yataklarında değil, diğer yollarla ölmüşlerdir. Buna halkın politik evrimi de etkendir. (Politik evrimleşme sonrası linç kültürü de bir başka yazının konusu olacak şekilde çarpıcıdır.)

Aşağıda yakın dönem diktatörlerden  intihar eden, idam edilen, linç edilen bazı diktatörleri inceleyip bir sonuca varmaya çalışacağım. (Not: Bu yazıda sürgünde ölen, hastalık sebebiyle yaşamanı yitirmiş diktatörler bulunmamaktadır) Başlarsak,

Hitler, devlet başkanlığı ile başbakanlığı  birleştirme, ırkçılık, soykırım hırsı gibi uyguladığı politikalar sonucu tüm dünyayı savaşa sürüklemiş, savaş esnasında yenilgisi resmileşmeden intihar etmiştir.

Benito Mussolini, sosyalist düşünceye ilgi duymuş olmasına rağmen sonradan faşist uygulamalar göstermiş, liberallerin desteği ile iktidarı pekiştirmiş ve polis devletini hakim kılmıştı. Hitler ile ittifak kurmuş, savaşta İtalya’nın yenilgisi sonrası kaçarken yakalanmış ve vurularak öldürülmüştür. Cesedi ayaklarından asılarak Loreto Meydanında sergilenmiş, sonrasında halk tarafından ölüsü tekmelenmiştir.

Nikolay Çavuşesku, iç muhalefeti susturma, halk fakirlikle boğuşurken kendisine saray yaptırma, halk nüfusunu arttırma uygulamaları (doğurganlığı destekleme, kürtajı yasaklama, çocuğu olmayanlara ek vergilendirme), karne uygulaması, dış borçlanma / dış politika işleyişi, kendisini eleştiren halka ateş açma gibi politikalar sonrası yakalanarak kurşuna dizilip öldürülmüştür.

Saddam Hüseyin, adıyla yaşamış bir diktatördür. Adı “karşı koyan” anlamına gelen Saddam, İran saldırısı, Halepçe’de kitle imha silahı kullanımı, iç muhalefeti yok etmesi, gizli polis ağı gibi diktatör uygulamaları söz konudur. Petrol kaynaklarına sahip olan ülkesinin zenginliği halka yeteri kadar yansımamış kendisi ve ailesi saraylarda yaşamıştır. A.B.D.’nin, Irak’ta kitle imha silahı olduğu gerekçesiyle ülkeye müdahalesi ve ülkeye demokrasi getireceği iddiası ile halkın desteğinin Saddam’dan uzaklaşması yargılanarak idam edilmesine yol açmıştır.

Hideki Tojo (Razor), asker kökenli olan Razor, Japonya’nın kırkıncı başbakanıdır. İkinci dünya savaşı esnasında ülkenin başındadır ve A.B.D’nin atom bombası atmasına neden olacak politikaları gerçekleştirdiği söylenebilir. Birçok ülkeye saldırmıştır. Kendisini öldürmek istese de bunu başaramamış daha sonra savaş suçlusu sıfatıyla idam edilmiştir.

Rafael Trujillo Molina, Dominik Cumhuriyetini yönetmiştir. Diğer diktatörler gibi benzer uygulamalar yapmış muhalefeti susturmak, yok etmek yönünde adımlar atmıştır. Muhalifler tarafından makineli tüfek ateşiyle öldürülmüştür.

Yukarıda birkaçına değindiğim diktatörlerin uygulamalarının genelde aynı olduğunu görmüşsünüzdür. Bu uygulamalarının sonunun pek hoş bitmediği de belli olduğunu göre şu an hayatta olan ve iktidarı elinde tutan diktatörlerin sonunu da şimdiden öngörmek gerekiyor. Tarihten ders alma alışkanlığı olmayan, insanlık tarihine hiçe sayan bu politik kimliklerin benzer uygulamalarını gördüğümüzde ses çıkartmamak bizleri de diktatör hücresi yapacak, bu kuşkusuz.

Halkı fakirlik içinde yüzerken zenginlik hastalığına kapılmış, saraylarda yaşamayı kendisine hak sayan, muhalefeti susturmayı görev edinmiş, polisi toplumsal düzen yerine kendi düzeni emrine veren herkesin yukarıdaki ölüm şekillerini tatması muhtemel.

Gökhan DAĞ (gokhandag.com)

iletisim@gokhandag.com

Bir Cevap Yazın