Demokrasimsilik

Print Friendly, PDF & Email

Değerli dostum Ali Gündoğar, kendi internet sitesinde yazdığı “Demokrasi Dedikleri” adlı içeriğinde bana güzel övgülerde bulunmuş. Ben de teşekkür mahiyetinde sanırım dünyada ilk kez kullanılan ve siyasal bilgiler literatürüne girmesi gerektiğine inandığım demokrasimsilik kavramını aşağıda irdeleyerek kendisine ithaf ediyorum. Demokrasimsilik, herkesin kendi demokrasi kavramını kendi işine geldiği gibi oluşturma çabasıdır ve bu çabanın taraftarlarını belirtmektedir.

Bugün, 24 Haziran 2018. Seçmen olma yeterliğine sahip bireyler, oy kullanma veya oy kullanmama tercihlerini kamuoyunun bilgisine sunacaklar. Sandığa gidenlerin tercihleri, sandığa gitmeyen, gidemeyen ve hatta şu an dünyada olmayan ve gelme arefesinde olanları da etkileyecek. Hatta hatta bu tercih(ler toplamı) doğayı, kuşları, diğer hayvanları da yoğun bir şekilde etkisi altına alacak. Demokrasi Dedikleri, Demokrasimsi bu yapıda, Demokrasimsilik kavramının etkisinin etkisi tartışılmaz.

Gündoğar; sosyalizmsel ama liberalleri de düşünmemezlik etmezci demokrasiye (sosyal demokrasi) bakış açısını yansıtırken doğal olarak bu devşirme, kendisini kabına sığdırma anlayışına bir eleştiri getiriyor. Haksız sayılmaz. Neden diyecekseniz, yanıtlayayım.

Demokrasiyi farklı formlara uyarlama, ulaştırma çabası, bugün demokrasiyi olduğundan çok farklı bir şeye dönüştürmüş durumda. Çevrenize biraz bakınırsanız eğer demokrasi kisvesi altında diktatörlüklerini gizlemeye çalışanları görürsünüz. Hatta bunlardan birisi bugün gitmeyi düşündüğünüz sandıkta karşınıza aday olarak çıkıyor. Biraz daha araştırdığınızda ise demokrasi kisvesi altında halkı zehirleyen medya demokrasisi ile karşılaşırsanız. (Medya ve Demokrasi konusunu işlediğim yazıma burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.)

Uyandıralım, demokrasi o eski zamanlarda Atina’da konuşulandan çok farklı bir forma bürünmüş vaziyette.

Sahi siz, Stein Ringen tarafından kaleme alınmış “Demokrasi Neye Yarar?” adlı eseri okudunuz mu, ya da Benjamin Barber‘in “Güçlü Demokrasi“sini, veya Jacques Ranciere‘nin “Demokrasi Nefreti” adlı çalışmasını. Hadi bu eserler birer gayrimüslim tarafından yazıldığı için reddedildi diyelim, peki Onur Öymen‘in “Demokrasiden Diktatörlüğe – İktidar Uğruna Demokrasiyi Feda Edenler” veya Emre Kongar‘ın “Demokrasimizle Yüzleşmek” adlı eserlerine göz gezdirdiniz mi?

Hayırsa lütfen sizi ilk kitabevine davet edelim. Evetse alkışlamaktan ellerimiz kırılsın.

Bu kitapların tümü demokrasinin demokrasi olmaktan çıkarak farklı formlara dönüşmesini irdeliyor ve bu kitaplar söz konusu dönüşüme ait külliyatının sadece ufak bir giriş kısmı. Chantal Mouffe‘nin “Demokratik Paradoks” kitabını ısrarla sınavlarına konu eden Ali Yaşar Sarıbay hocama da buradan selam olsun.

Neyse, uzatmanın manası yok. Özetlersek,

Ali Gündoğar’ın değindiği konu önemlidir, bahsettiği gibi “Hem Sosyalist, hem de Demokrat olamazsınız!” savı birçok açıdan doğrudur. Şöyle ki, Amin Maalouf, Ölümcül Kimlikler adlı şaheserinde kimlik kavramına bakışı şu yönde yansıtır: Almanya’ya giden Bir Türk gurbetçi, Bir Alman tarafından hiçbir zaman Bir Alman olarak görülmez, ki bu Türk, Bir Türk tarafından da artık tam anlamıyla Bir Türk değildir, O bir yanıyla Almandır.

Son tahlilde, ne liberal, ne de demokrasi ve türevlerinden yana olma konusunda kulağa gelen saçmalık, Martialis‘in her yerde olan hiçbir yerde değildir sözünü kulaklarımda çınlatıyor. O halde Ali’nin dediği gibi sosyal adalette olalım yeter. Sanırım doğrusu da bu.

Küçüklüğümün yıkılan minaresinde yazdığı gibi, “İnandım de, dosdoğru ol”. Sanırım gerisi biraz boş.

Gökhan Dağ (gokhandag.com)

iletisim@gokhandag.com

 

Bir Yorum

Bir Cevap Yazın